1. Merhaba, Ziyaretçi
    HoopsTR Twitter sayfamızı takip etmeyi unutma! @hoopstrcom
Duyuruyu Kapat
Merhaba Ziyaretçi,

Önerileriniz doğrultusunda forumda yapılan güncellemeleri görmek için lütfen

Güncellemeler

konusunu ziyaret edin!
Duyuruyu Kapat
Merhaba, Ziyaretçi

HoopsTR Twitter sayfamızı takip etmeyi unutma! @hoopstrcom
    3 Ekim 2020
  1. RiseGen Freshman

    RiseGen
    Kayıt:
    2 Temmuz 2019
    Konular:
    11
    Mesajlar:
    83
    Beğenilen Mesajlar:
    43
    Ödül Puanları:
    8
    Kredi:
    0
    EuroLeague sezonunun ilk maçını kazandık. Bu seviyede bir takımla daha önce oynamadığımız için maç takımı test etme amacına da hizmet ediyordu. Bu maçta yaptıklarımızdan elde edeceğimiz geri bildirimler ligin ilerleyen dönemlerinde (ilerlerse tabii) işe yarayacaktır. Açılış maçını makul bir skorla geçerek psikolojik olarak iyi başlamak yeni Fenerbahçe için çok değerli. Umarım sezonun devamı ile daha da güzel oyunlar, daha güzel skorlar olur.

    İlk periyotla beraber maça girelim. Maça Brown-De Colo-Ulanovas-Barthel-Vesely beşiyle başladık. Gayet iyi bir başlangıç beşi olduğunu söyleyebiliriz ilk etapta. Maça sağlam başlamak her zaman önemlidir ve bizim de dengeli beşimiz bu. Leo sakatlığı nedeniyle oynamadığı için kadrodan bir beş yazılacak olsa yine bu isimler yazılırdı. Maça De Colo'nun yönettiği hücumlarla başladık, oyun akışını ona bağlayarak hem sahadaki hata payını azaltmak hem de daha planlı hücum etmeye çalışıyoruz diye düşünüyorum. Başlangıçta Ulanovas'ı sık sık topla buluşturarak verim almaya çalıştık ve başarılı olduk. Periyot sonuna doğru Bobby'nin rakibin daldığı anda üçlükleri atması da önemli bir opsiyon oldu. Bulunan 24 sayıya baktığımızda çok hücum edemedik, aktif savunmalar yaparak temelde iyi bir iş çıkarsak da attığımıza karşılık 20 yemek pek tatmin edici olmadı. Buna rağmen rakibe istediğimiz tarzı kabul ettirmiş olduk.

    İkinci periyotta daha çok savunmaya önem veren bir başlangıç yaptık, Pierre ve Hamilton hamleleri direnci artırdı savunmalarda. Koç Kokoskov başlarda durum istediği gibi gitmeyince molaya başvurdu, mola dönüşünde hücumda kıpırdanmalar yaşandı fakat bir süre sonra oyun kitlendi. Yemiyorduk ama atamıyorduk da. Yaklaşık 4 dakika şutun girmediği bir oyun oynandı sahada. Bunu da De Colo ile Brown'ın yaptıkları organizasyonla çözdük. Bu noktadan sonra oyun biraz daha kendini buldu. 18-10'luk çeyrek skoru savunmaya bakıldığında iyi, hücumda ise lig şartlarına göre iyi ama bizim şartlara göre pek de iyi olmadı. Oradaki durgunluktan çıkmamıza yardımcı olan Lorenzo Brown oldu biraz daha. Ne olursa olsun 42-30 ile soyunma odasına gitmek maç bazında iyi bir sonuç.

    Üçüncü periyot da biraz kısır geçti. İlk iki dakika içinde 3 hücumda 6 sayı bulunca rakibi molaya götürdük. Mola dönüşü takımlar birer hücumdan sayı çıkardıktan sonra oyun yine kilitlendi. Dışarıdan skor bulmayı amaçladık ama pek istediğimiz olmadı. Burada Bobby oyunu açan isim oldu, Vesely de katkı sundu elbette. Periyot sonunda 16 saniye kala top rakipteyken faulleri kullanarak rakibi bozmak iyi oldu, geçen sene faul yönetimi de sıkıntılı bir konuydu. Çok yemeden çok atmadan periyodu 57-41 bitirdik. Geçen sezonun üçüncü periyotları gibi verimsiz skor performansı olsa da kafaların hücumda kalmaması ve rakibin istediği gibi oynamaması takımın olumlu kafa yapısının göstergesi.

    Son periyot ise skorlu geçti. 1:30'luk süreyi atamadan 5 sayı yiyerek geçince yine Kokoskov'un müdahale molası geldi. Mola sonrası reaksiyon iyiydi, oyun sıkışır gibi olduğunda Vesely ile skorları ve çözümü bulduk. Jordan Lloyd ritmi yakalasa da sahanın diğer tarafında istediğimiz hücumları yapınca sayı farkının verdiği rahatlıkla birlikte sonuca gitmeyi başardık. Bu noktada bağımsız hücum yönetimi lüksünü dibine kadar kullandık.

    İlk maç itibariyle istediğimiz oyunu bir anlamda sergiledik ama her şeyi tam anlamıyla yapabildik diyemeyiz. Oyunun belirli anlarında çok tutuk hücumlar ettik, bu pek iyi değil. İyi olan taraf ise hücum performansından bağımsız bir savunma performansı izlememiz, önceki senelerde hücumun kötü olması savunmaya doğrudan etkiliydi. Bu noktada takım mantalitesinin Avrupa tarzından çok NBA tarzına döndüğünü söyleyebiliriz diye düşünüyorum. Elbette hızlı hücumlara tanınan serbestlik de savunmada top için yapılacak mücadeleyi daha anlamlı kılıyor. Maç içinde rakibimizi yıpratan en önemli durumlardan biri de top kayıpları oldu, hataya iyi zorladık bence. Kokoskov'un da aklındaki aslında bu, basit ve net skorlarla ekstra sayılara çok önem veriyor koç. Obradovic'in mantığında iyi savunma hücum kurgusunda uygulama sırasında oyuncuları daha rahatlatırken Kokoskov iyi savunmanın açık sahada tanıyacağı fırsatlarla atılacak kolay sayıları düşünüyor. Bu da ilerleyen maçlarda hızlı hücum kalitemizi artırmamız gerektiğini gösteriyor.

    Maçın devre arasında Kokoskov daha basit oynamamız gerektiğine değindi. Maç içinde birçok hücumda çok daha temel oyunlar ve paslarla sonuca gitmeyi düşündük, fakat bazı hücumlarda da şartları biraz zorladık. Gelişim evresinde tercihler de evrilecektir. Diğer yandan Eddie ve Melih'in beraber oynayacağı sisteme çok eğilmedik bu maçta. Hücumda biraz daha kısıtlı uygulamalar oldu. Aslında bu da daha yapılabilecek çok işin olduğunu gösteriyor. Fenerbahçe bu sezon gözümüzün önünde gelişen bir takım olacak.

    Maçın adamı bana göre De Colo oldu. Klasik "De Colo atsın" kalıbından çok hücumda karar verme kısmında etkin gözüktü, savunmada da yüksek motivasyonla rakibi top kayıplarına zorladı. Takımın yapısal olarak çevresinde kurulması daha özgüvenli bir De Colo'yu da beraberinde getirmiş. Lorenzo da dün biraz daha skor yükünü çekecek bir oyun oynadı, alışkanlıkları kaynaklı top kayıpları oldu yine de. Vesely, Barthel ve Ulanovas'ı oynadıkları sürelerde beğendim. Ulanovas biraz zorladı ama oyun kurgusunda doğru şutları attı. Vesely iki yönde de iyiydi, Barthel de özellikle savunmada iyi işler yapıyor. Bobby yaşına rağmen çok büyük katkı verdi. Hamilton ve Pierre savunmada kötü değillerdi, hücumdaysa bence daha tecrübe edinmeliler. Eddie'yi pek istediğimiz şekilde kullanamadık, elbette onun da zamanı gelecektir. Dediğim gibi gelişmek için daha yol var.

    Bu hafta Efes ile oynayacak Fenerbahçe. Efes sezona iyi başlamadı ve Larkin oynayacak mı pek belli değil gibi. Buna rağmen mücadele güzel olacaktır. Net bir tahmin yapmak istemiyorum ama Fenerbahçe takım havasına daha iyi girmiş gibi. Umarım güzel bir oyun ve istenen sonuç alınır.
     
    SOF!!! bunu beğendi.
  2. 9 Ekim 2020
  3. RiseGen Freshman

    RiseGen
    Kayıt:
    2 Temmuz 2019
    Konular:
    11
    Mesajlar:
    83
    Beğenilen Mesajlar:
    43
    Ödül Puanları:
    8
    Kredi:
    0
    Dünkü Efes maçı hem derbi olması açısından, hem de rakibin geçen sezon genel anlamda iyi bir oyun ortaya koyarak ligi lider götürmesi nedeniyle çok önemli bir maçtı Fenerbahçe için. İstanbul içinde oynanması ve seyircisiz olmasından ötürü deplasman etkisi olmadığından takımın kafası daha rahat çıktığı bir maç oldu. Çok ilginç istatistiklerle geçen maçı 80-71 ile kazandık. Biraz yazalım maç hakkında.

    Öncelikle maç başlangıcında biraz daha hızlı ve mücadeleci gözüktük. Efes önlem olarak De Colo'yu bire birle savunmayı düşündü, bu da başta patlayıcı görünümü biraz aşağı çekti ve hücumda sıkıştık. Hücumlarda biraz daha Vesely'nin saha kullanımıyla verdiği pasları kullanmak durumunda kaldık. Aynı zamanda top kayıpları da verimi çok düşürdü. Savunmada da Barthel'in yokluğu nedeniyle Ahmet'in 5, Vesely'nin 4 olması oradaki verimin görünür şekilde düştüğünü gösterdi, Pleiss'ın dışarıda oynaması Ahmet için büyük dezavantajdı. Krunoslav Simon'un iyi başlangıcı da çeyrek ortasından itibaren bizi geriye düşürdü ve 21-16 geride kapadık. Hedeflediğimizi oynayamadığımız, düşündüğümüz savunmayı kuramadığımız bir çeyrek oldu. Efes bu noktada eksiklerimizi ve zayıf noktamızı iyi kullandı, ya da öyle düşündüler.

    İkinci periyot oyun kontrolünü yavaş yavaş elimize aldığımız bir evre oldu. Efes'i hücumda iyi sıkıştırdık ve çok fırsat elde ettik, top kayıpları olmasa muhtemelen Ergin Ataman çok daha erken molasını yakacaktı. Top kayıplarını sınırlayıp Nando'nun geniş imkanlar bulmasını sağlayınca kontrol direkt bize geçti. 0 sayı ile başladığı çeyrekte 11 sayı buldu Nando, bunu yaparken pek de zorlanıyor görüntüsü vermedi. Hamilton'un patlayıcılığıyla bulduğu iki takip smacı hem rakip uzunlara verilen mesaj hem de takımı ateşlemek açısından önemliydi çeyrek içinde. Micic'in kötü performansı da bu noktada ekmeğimize yağ sürdü. 7 sayı geri başladığımız devreden 7 sayı önde çıktık.

    İkinci yarı ise inişli çıkışlı bir oyunla başladık. Efes 8 dakika içinde istediklerini bulan, bizi skor olarak kapayan bir oyun sergiledi. Baskıyla başlayan savunmalardan top çıkaramadık. Orada Eddie çok akıllı bir şekilde alır almaz kaldırarak baskının kalkmasını sağladı. Özellikle de Beaubois'yı durduramadığımızı gördük. Fakat pota altındaki mücadelemiz çok daha iyi gözüktü çeyrek içinde, sıkı mücadele ettik ve Moerman'ın rahat sayı bulmasına imkan vermedik. Maç 51-50'ye geldikten sonra üç tane üçlük bulmayı başardık ve üstünlüğü tekrar aldık. Geriye düşüşü alternatif çözümlerle engelledik. Çeyreğin can sıkan haberi Eddie'nin beşlemesi oldu, lig tecrübesizliğine yenildi maalesef ki.

    Son periyot ise oyun bir anda dengeye geldi. Hücumu yine göremedik başlarda. Efes'te bu noktada kötü başlayan Micic'in oyunun dibini sıyırmaya çalışarak gitmesi avantajdı, biraz da onu iyi kontrol edebildik. Fark 1 sayıya inince alınan moladan iyi döndük. Toplar için verilen mücadele çok değerliydi. Oyunu da iyi kontrol edip daha sağlıklı hücum ederek farkı yakaladık ve biraz karmaşık geçen son dakika dışında güzel bir çeyrek geçirerek maçı üstün tamamladık.

    İkinci maçı Efes gibi bir takımla oynayıp kazanmak gerçekten önemli. Maç içinde gerçekten çok fazla top kaybı yaptık, hücum performansımızı rakip savunmasından daha çok engelledi bence. Sadece rakibin farkı kapattığı aralıkta yaptığı baskı Yaptığımız hücumlardan verim alıyoruz genellikle, en kötü hücum ribaundu için mücadele edebiliyoruz artık. İkinci şans fırsatları iki maçta da çok fazla geldi ve hep değerlendirmeyi başardık. Nando genel olarak takımın hücumunu çok iyi yönetti, gerektiğinde attı da. Vesely bu maç özelinde çok iyi hücum etti yine, maç başında Ulanovas'a değerli iki top çıkardı. Geçen seneye göre daha rahatlamış bir Vesely var sahada, bu da ister istemez sahaya etki ediyor. Brown 6 top kaybı yaptı ama kritik anlarda şutları soktu. Daha uyumlu bir profil çizmesi sevindirici yine. Ulanovas'tan da maçın ekstra katkılarını aldık bence.

    Savunma kısmına gelirsek bu maç gerçekten iyi bir savunma yaptık. Top getirilmeye başladığı andan itibaren rakibi bozmak için iyi bir strateji uyguluyoruz. Temiz şut imkanı vermemek, toplar için savaşmak da rakibi yoruyor. Micic fena başlamamıştı, sonrasında biraz üzerine gittik ve kırıldı. Kruno'yu pek savunamadık, ikinci yarı Ulanovas'ı verince çok imkan tanımadık ancak. Diğer yandan kanatlardan şans bulmalarını ve 4 numaradan hücum kullanmalarını engellemeyi başardık. Moerman bir ara öyle yıprandı ki 2'de 0 attı, Singleton ve Dunston hiç oyuna giremediler. Dyshawn Pierre'e özellikle değinmek lazım, çok iyi mücadele verdi. Gerçekten 1'den 4'e kadar herkesin karşısında kalıyor ve her top için ayrı bir mücadele verebiliyor. Genel olarak takımın içindeki savunma havasını beğendim açıkçası.

    Efes galibiyeti rakibin bu haline rağmen önemli, moral kazandık ve eksikleri çok rahat gördük maç içinde. Lige 2'de 2 ile başlamak da özgüvenleri artıran başka bir nokta. Leo Westermann ve Danilo Barthel'in dönüşleri ile daha iyi bir takım olma yoluna gideceğimizi düşünüyorum. Şu anlık pek transfer konuşmak istemiyorum çünkü bazı şeylerin netleşmesi lazım. Hafta içi oynayacağımız CSKA maçı çok önemli olacaktır takımı görmek açısından. Efes maçı halen eksik bir şeylerin olduğunu gösterdi ama CSKA daha net bir test olur düşüncesindeyim. Umarım her şey daha da iyiye gider.
     
    Bogi ve SOF!!! bunu beğendi.
  4. 17 Ekim 2020
  5. RiseGen Freshman

    RiseGen
    Kayıt:
    2 Temmuz 2019
    Konular:
    11
    Mesajlar:
    83
    Beğenilen Mesajlar:
    43
    Ödül Puanları:
    8
    Kredi:
    0
    İlk çift maç haftasını 0-2 dereceyle ama öğrenilecek çok şey ile bitirdik.

    CSKA maçı oyundan kopuşlar olmasına rağmen iyi direndiğimiz ve kazanma ihtimalimizin maça çıktığımız andan kat kat fazlası olduğu bir maçtı. Maç biraz daha onların istediği düzenle, bizim istediğimiz şut seçimleri ile ilerledi. Onlar daha iyi hücumlar etseler de bizim maçtan kopmamamız savunma direnci anlamında iyi. Hücum istediğin gibi gitmezse savunma sigortan olmalı, bu basketbolda evrensel bir şey bence. Sezon başından beri oynanan maçlarda gördük ki Fenerbahçe atamadığı aralıklarda yememek için çabalıyor, motivasyon çok etkilemiyor.

    Bayern maçında ise çok iyi bir başlangıç ama sonrasında çökerek oyundan kopuş vardı. Açık ara sezonun en iyi çeyreği ve en kötü devresi aynı maçta oynandı. İlk periyot sürekli olarak iyi şeyler üretip skor bulurken ikinci yarı sete sette skor üretimi konusunda büyük zorluklar çektik. Zaten takımdaki genel görüntü kazanmaya dair pek inancın olmadığı yönündeydi ki öyle de oldu. Sezon başı böyle bir yumruk yemek bence çok önemli bir şey. Hem takımın farkındalığı hem de hocanın farkındalığı açısından.

    Maçların hücum profillerine baktığımızda takımların artık bizi açık sahadan koparmaya çalıştığını görüyoruz. Açık saha oyunları belirgin düzeyde azaldı ve sete oturmayı daha çok görmeye başladık. CSKA maçında setlerde büyük sorun çekmedik, Milutinov'un olmadığı bir pota altı da CSKA için fazla geldi. Bayern Münih maçında ise set oyunlarımız çok sıkıntılı geçti, zaten bir yerden sonra panik moduna girilince tüm motivasyon çöktü hücumda. Fenerbahçe öğrenme düzeyinde bir takım ve bu süreçleri teker teker öğrenecek. Kısalarda yaratıcılık konusunda ciddi sorunların oluşabileceğini maç içinde gördük. Büyük takımlar teke tek kilit savunmalarla De Colo'yu toptan uzak tutmak isteyebilirler. Brown'ı kötü bir günde yakalarlarsa bu zarar da verir. Bunun çözümü gün geçtikçe Barthel'in, Ulanovas'ın kendilerine has becerilerini oturtmaları ile olacaktır. Bir kısa daha getirebilme durumları ne bilmiyorum ama olursa seviye atlatır.

    Maçların savunmalarına bakarsak genelde isim bazlı sorunlar oluyor. Geçilebilme durumları biraz. Fenerbahçe'nin savunma kurgusu basit ama etkili temellere dayanıyor. Savunma zekası olan oyuncuların hücumları çözmede akıl olarak etkileri büyük. Aynı zamanda Fenerbahçe'nin temiz kafayla yaptığı savunmalarda rakibi top kaybına ya da temiz olmayan atışlara zorlayarak topu kazanma yoluna gitmesi, bunu yaparken çok problem çekmemesi de bir artı. Bayern maçındaki savunmanın çok büyük bir gösterge olduğunu düşünmüyorum. Fark 10 sayı olduktan sonra düştü zaten savunma. CSKA maçında genel olarak iyiydik ki maç performansına yansıdı bu durum.

    Parlayan oyuncular Jan Vesely ve Nando De Colo. İkisi de MVP gibi oynuyorlar, özellikle Vesely çok moralli. Nando'nun CSKA maçında bir hücum daha oynama şansı olsa işler çok farklı olabilirdi, çok düz görünen bir oyun ama yüksek bir verim. Eddie'nin CSKA maçı çok iyiydi, Bayern maçı pek iyi olmadı ama o rolde değil Eddie. CSKA maçı onun tam yansımasıydı. Ulanovas'ı oyun içi duruşundan dolayı beğeniyorum, takım oturunca etkisi daha fazla olur. Lorenzo çok kötü bir hafta geçirdi, umarım etkisinden çabuk çıkar. Takımın kazanma şartlarından biri de rehabilite olmuş Lorenzo Brown.

    Kısaca hakem performanslarına da değinmek istiyorum. Belosevic haricindeki 5 hakemin gerektiği gibi yönettiklerini söyleyemem, Belosevic gerekeni yaptı ki olmasa daha kötü olurdu. CSKA maçında Nando'nun atıldığı kolaylıkla Kurbanov atılmadı, en önemli nokta buydu bence. Dünkü maçta ise kadın hakem gerçekten çok fazla aksadı, kopuşlar söz konusu oluyor çok fazla. Yeni hakem yetiştirme amacı güdülüyor biliyorum ama hakemler pek iyi seçilemiyor.

    4 maçlık süreç beni ziyadesi ile memnun etti. Kazanma şartlarını, oyunu koparmayı ya da kopmayı, mücadele etmeyi ve rakibi anlama konularını test ettik. Kabul etmek gerekir ki daha çok kazanılacak ya da kaybedilecek maç var. Bu takımın alacağı çok yol var. En iyi ihtimal Aralık sonu gerçek seviyeyi belli edecek düzeye gelinir. Normalde bu süre Kasım sonu filan olur ama bu sene ligdeki diğer takımlar da hazır değiller tam olarak. İlk dört hafta bu noktada o kadar dengesizdi ki puan durumu ortada zaten. Kesin yorumlar için beklemek lazım.
     
    SOF!!! ve Bogi bunu beğendi.
  6. 18 Ekim 2020
  7. Dumbledore Dumbledore'un ordusu geliyor...

    Dumbledore
    Kayıt:
    15 Eylül 2017
    Konular:
    0
    Mesajlar:
    31
    Beğenilen Mesajlar:
    22
    Ödül Puanları:
    8
    Kredi:
    55
    @Bogi konu adını değiştir kardeşim bu nedir
     
    Bogi bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş